Çarşamba, Kasım 29, 2000
CIA işkencenin kitabını 20 sene önce yazmış
yazan / ekleyen: Neoturk
Irak’taki Ebu Ğıreyb Hapishanesi’ndeki tutuklulara yapılan ve tüm
dünyayı sarsan işkence skandalının failleri olarak gösterilen Amerikan
devlet kurumları sorumluluğu birbirlerine atarken, arşivler, işkencenin
sorumlularından birine dair ışık tutuyor.
Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı’nın (CIA), 1983’te
‘İnsan Kaynaklarını Sömürme Eğitim Kılavuzu–1983’ (Human Resource
Exploitation Training Manual–1983) başlıklı bir eser hazırlattığı ve
bunun 80’li yıllarda Latin Amerika hapishanelerindeki mahkumların
sorgulanmasında kullanıldığı görülüyor. Söz konusu kılavuz, ilk olarak
Baltimore Sun gazetesinin Honduras’taki CIA operasyonları üzerine
yaptığı araştırma sonucu ortaya çıkmıştı. Bilgi Edinme Yasası’ndan
faydalanarak kılavuzu elde eden Sun’ın yayınladığı bilgiler, bugün Ebu
Ğıreyb Hapishanesi’nde yaşanan işkencelerin sistematik ve belli bir
politikaya yönelik olduğunu doğrular nitelikte.
İşte 80’lerde Latin Amerika’daki mahkumların sorgulanmasında kullanılan CIA’nın işkence kılavuzundan birkaç not:
Tutuklama: ‘Tutuklama ve baskınlar şahsın
fiziksel ve zihinsel dayanımın en düşük seviyede olduğu sabahın erken
saatlerinde yapılmalı. Böylelikle şahıs şoka uğrayacak ve direnci daha
kolay çözülecektir.’
Tecrit: ‘Şahsın kişiliği, çevresi,
alışkanlıkları, dış görüntüsü ve diğerleri ile olan irtibatıyla
şekillenir. Onu, tüm bunlardan mahrum bırakmak, sorgucuya avantaj
sağlayacaktır. Gözaltına alma, şahsın hislerinin bilindik tüm
unsurlardan arındırılmasını garanti altına alacak şekilde
planlanmalıdır. Tecride alınan şahıs bir süre sonra halüsinasyonlar
görecek, direnci çökecektir.’
Tehdit ve korku: ‘Acı çektirme tehdidi,
genellikle acının kendisinden daha etkilidir. Ölümle tehdit etmek ise
ters tepecektir. Zira, şahıs, ölmesi durumunda sorgucunun amacına
ulaşamayacağını düşünecek, işbirliğine yanaşmayacaktır. Üstelik, ölüm
tehdidi, blöf olarak da algılanabilir. Acı çektirme tehdidine rağmen
şahıs boyun eğmiyorsa, acı verilmelidir. Aksi takdirde sorgunun
etkinliği kalmaz.’
İşkence: ‘İşkence, sorgucu ile sorgulanan
arasında bir müsabakadır. Dışardan uygulanan acı, sorgulananın
direncini artırabilir. Ama şahıs, kendi kendine acı çektirdiğini
hissederse, direnci çözülecektir. Sözgelimi, çıplak olarak başkalarının
önünde ayakta bekletilirse ya da bir lazımlık üzerinde uzun süre
oturmaya zorlanırsa, yaşadığı utancın kaynağının kendisi olduğunu
düşünecek ve iradesini teslim edecektir. Şiddetli ve hızlı acı vermek,
şahsın yalan bilgi vermesine sebep olabilir.’
Narkoz: ‘Şahsı, bildiklerini söylemeye zorlayacak
bir ilaç olmamakla birlikte, klasik ‘şekerli hap’ taktiği
uygulanabilir. Zorla bu hap içirilir ve kendisine, yalan söylemesini
engelleyecek ve bildiklerini söylemesini sağlayacak ‘gerçeklik serumu’
verildiği söylenir. İçinde bulunduğu durumdan kurtulmak isteyen şahıs,
zaten serumlandığını ve söyleyeceklerinden sorumlu tutulamayacağını
düşünerek kendi kendini rahatlatır ve işbirliği yapar…’



0 yorum yazılmıştır